Raja Ampat a.k.a THE LAST PARADISE

Raja Ampat.

a.k.a. “The Last Paradise”

Öyle bir yer düşün ki dalga sesleri ile uyuyacak, kuş sesleri ile uyanacaksın. Verandadaki hamakta sallanırken pondokun önünden geçen stingrayleri göreceksin.

Tabi ki buraya son cennet demelerinin bir nedeni olmalı…

Vee yıllardan beri gitmeyi istediğim ve bir türlü denk getiremediğim Indo Pasifiğin en bereketli noktalarından Raja Ampat’a gitmek sonunda Ağustos 2019’da nasip oldu. Seyahatin tohumları 2018 Temmuz’da haftasonu için Başak ve Nilo’yla dalışa gittiğimiz Bodrum’da, Tunç ile Gümüşlük’te karşılaşmamız ile atıldı. Bu arada belirtmeden geçemeyeceğim, Tunç da Nilo da bizi dalışa başlatan hocalarımız.

Tunç “E hadi gelsenize Raja Ampat’a” dedi; biz de “E hadi gitsek ya Raja Ampat’a” dedik.

Tarihler 2 Ağustos’u gösterirken Sabiha’dan Doha aktarmalı Jakarta’ya geçtik. Jakarta’dan Sorong’a 6 saatlik iç hat uçuşu. Üstüne Sorong otelde bekleme-uyuma. Üstüne 3 saat bam güm motorla Raja Ampat. Toplamda 36 saat süren yolculuk. Ama Papua Explorers‘a vardığında karşılaştığın manzara taktire şayan.

Yaşar Kemal durumu tarif etseydi sanırım şu ifadeleri kullanırdı:

Gün, yağmur ormanlarının ardında batarken okyanus menevişlendi. Su sütlimandı, apaktı. Berraklığından içerisinde yüzen türlü türlü balıkları ve çeşit çeşit mercanları görmek mümkündü. Okyanusa yansımış şeftali çiçeklerinin pembesi seher yeli ile birlikte yol yorgunlarına her şeyi unutturdu.

Adada şarkılarla karşılandık. Odamıza yerleştikten sonra brifing yapıldı. Bira eşliğinde güneşi batırdık. 36 yaşındaki Burcu’nun gördüğü açık ara en güzel gün batımıydı.

İlk gün West Mansuar, Sawaderen ve Kuburan bölgelerinde daldık. Şu ana kadar çok nadir gördüğüm eagle ray ve marble ray ile güne başladık. Yeşil kaplumbağalar ve white tip reef sharklar dalışlarımız boyunca bize eşlik ettiler.

Hayatımda ilk kez fluo-dive (florasan) deneyimledim. Su altında biyoflorasanı görüntülemek için mavi ışıklı bir fener ve maske üzerine takılan sarı bir filtre ile adeta James Cameron’un Avatar’ına geçiş yaptık. Her dalıcının en az bir kere deneyimlemesi gerekir. Gündüz gözüyle gördüğüm ve fosforlu olduğunu bilmediğim pek çok mercan ve balığın aslında nasıl parladıklarına hayretler içerisinde şahit oldum.

İstisnasız her gece dalış yaptım. Gece dalışlarımdan birinde dünya üzerinde en çok görmek istediğim canlılardan bir tanesi olan ve ayrıca çok da zehirli olan blue-ring octopusa çok kısa süreli de olsa denk geldim. Başka bir gece dalışımda yine nadir görülebilen wunderpus octopusu görme şansına sahip oldum.

Tüm bunların yanısıra, köpek balığı ailesinin en genç üyelerinden biri olan epaulette shark (walking shark), adını tüylü sakal anlamına gelen Avustralya Aborjin dilinden alan wobbegong shark, blacktip reef shark ve mabula…

En sevdiğimiz dalış noktası Blue Magic ve Cape Kri oldu. Ayrıca son gün gittiğimiz passage turu da efsane bir final oldu. Passageda mangroveların arasında dalmayı da istedik ancak yakın dönemde timsah vakası yaşandığı için dalışa kapanmıştı. Bölgede 50’yi aşkın dalış noktası var ve bizim en çok hoşumuza gidenler akıntılı noktalardı; malum akıntı demek bol balık demek. Ayrıca gece dalışları da çok keyifliydi.

Raja Ampat’la ilgili muhteşem dalışların yanı sıra aklımda kalan şey; yerli halkın Pondok dediği okyanusun üstündeki teak ve diğer yerel ağaçlardan yapılmış olan Papua tarzı kulübelerde dalga sesi ile uyumak ve daha önce hiç duymadığım kuş sesleri ile uyanmak oldu. Verandada hamakta sallanırken suyun içindeki stingrayleri ve walking sharkları görebilmek de tatlı üstüne kaymak.

Papua Explorers’ın bulunduğu ada olan Gam Island, endemik olan cennet kuşu da dahil olmak üzere pek çok kuşa ev sahipliği yapıyor. Dünya üzerindeki mercan türlerinin %75’i burda bulunuyor.

Bahsetmeden geçemeyeceğim; Papua Explorers ekibi burda mercan ekimi yapıyor!!! Ayrıca tesis eco resort olduğu için tek kullanımlık plastik yok. Mataralarımızla sebillerden su içiyoruz ve sadece doğada çözünebilir sabun kullanılıyor.

En çok ilgimi çeken hususlardan biri, halkın bir nevi avcı toplayıcı ruhu devam ettirmesi ve bunun yanında ellerinde akıllı telefonlarla Facebooka girmeleri oldu. Yaptığımız sohbetlerde halkta mülkiyet kavramının olmadığını öğrendim. Resort kurulurken bile yaşanmış değişik enstantaneler var. Yerli hakın balkondan bikini alıp kullanması ve sonra geri bırakması ya da dalış tüplerinin alınıp bırakılması gibi. Mülkiyet hissinin olmadan yaşanması fikri güzel geliyor. Tabi şu an için resortta bu tarz olaylar yaşanmıyor. Ada yerlileri ile çok sosyalleşme fırsatı bulamasam da Papua Explorers personeli gerçekten çok güler yüzlü ve sempatikti.

Geriye dönüp baktığımda buraya neden son cennet dendiğini çok net anlıyorum: Efsane bir su altı, kuşlar, orman, mükemmel gün batımları, okyanus, kuşlar…

Bir sonraki sefere manta sezonuna denk getirmek sözüyle birbirimizden ayrıldık. Boyunlar bükük. Üçümüzün de aklında tek birşey var, o da Raja Ampat’a doyamadığımız. Dolayısıyla bu hikayemiz de nokta ile değil üç nokta ile bitiyor;

to be continued…

Raja Ampat The Hidden Paradise

Okumalık – Dinlemelik

https://www.goodreads.com/review/list/47599687?shelf=tropicana&sort=date_added&order=a


Leave a Reply