Genre: Action/Adventure IMDB Rating: 8.4
Geçen sene gerçekleştirdiğim rüya gibi bir Norveç seyahatinin üstüne bir yenisini daha yapmak farz olmuştu. Tabi bunda ablamın geçen seneki yanacak olan ödemesinin payı da büyüktü. Aynı ekip hatta ilave Güneş ile birlikte sözleştik. En güzel sezon ne zaman diye sorduk, yılbaşı cevabını aldık.
Bu sene Oslo yok dedim, direk Tromsø. En büyük dileğim 2022’de gerçekleşen Güneş’te yaşanan patlamalar nedeniyle coşan Kuzey Işıkları ve daha da fazla görmek istediğim “carousel feeding” anıydı.

Stephane Granzotto sık sık Valhalla Orca Expedition’a gelen ünlü bir fotoğrafçı, kendi izniyle kullanıyorum (Photo Credit: Stephane Granzotto)
Seyahat çok enteresan olaylara gebeymiş, haberim yokmuş. Kronolojik olarak sıralamam gerekirse:
1– Öncelikle geçen seneki 3’lümüz bozuldu, O’Neal son dakikada seyahatini ötelemek durumunda kaldı.
2– Julie mesaj atarak Cuma günü hava muhalefeti nedeniyle feribotların iptal edileceğini, bu sebeple de plandan önce Perşembe günü 16:00’daki Skervøy feribotuna yetişmemiz gerektiğini yazdı. Benim Tromsø uçağı 15:00’da varacaktı.
3– Oslo Havaalanında SAS tarafından kabin boyu çantam kabul edilmedi, aşağıya hatta büyük bagaj kısmına vermem istendi. Özellikle back pack tarzında bir çanta almıştım, geçen sene kar ve buzda çek çekli çantayla hayli yıprandığım için, ancak bu sefer de böyle bir sorunla karşı karşıya geldim. İlave para almalarını geçtim, bir de bavul beklemek için vapuru kaçırma ihtimalim ve hatta yılbaşını Skervøy’de geçirme ihtimalim ile stres yaşadım. Büyük bagaj kısmındaki amca bana acıdığı için çantaya “Priority” etiketini ekledi.
4– Tromsø uçağının geri manevra yapabilmesi için havalimanındaki tek traktörü beklemeye başladık. Tam 1 saatlik rötara “ok”iz geri manevramızı da yaptık derken; pistin buzlandığı haberi geldi, tuzlama yapılması için beklememiz istendi. Tam 2 saatlik rötar ile vardık.
5– Çantayı yaklaşık 1 saat kadar beklemem gerekti. En son benim çantam çıktı.
6– Skervøy feribotunun 16:00 yerine 18:15’te kalkacağı bilgisini aldık. O geceki tüm Tromsø otel rezervasyonları boşa çıktı. Bu arada 18:15’in de Skervøy’de durmayacağı bilgisi geldi.
7– Julie sağ olsun, gerçekten insan üstü bir çaba sarf etti. Skervøy’e karayolundan ulaşabilmek için özel araçlar ayarlandı. Kişi başı yüklü bir miktar vererek yaklaşık 4 saatlik bir seyahat yaptık.

Yok kalktı, yok iptal edildi… Şuraya Segvlik’e varmak üzere olan bezmiş insanların fotosunu koyalım 🙂
8– Skervøy’de 1 gece konakladıktan sonra tüm gün Segvlik feribotunu bekledik. Bu arada güzel bir olay oldu, Kuzey Işıklarına tanık olduk. Akşam saatlerinde Segvlik’e vardık. Segvlik’te meşhur pembe Kuzey Işıkları ile karşılandık.

Geçen sene gördüğüm Kuzey Işıkları ile kıyaslayınca inanılmaz bir renk şöleni ile karşılaştığımı söyleyebilirim. (Photo Credit: @Caliph)
9– Ertesi gün ne yazık ki kar fırtınası sebebiyle suya çıkamadık. Ben tüm günü odamda geçirdim.
10– Bir sonraki gün de sadece su üstünde orca arayışı ile geçti. Hava şartları çok zorluydu ve bir hayli dalga yedik.

Şuraya da orca göreceğinden emin olan pozitif bir Burcu çizelim (Photo Credit: Andi)
Bu noktada hemen bir es vermem gerekiyor. Çünkü bir sonraki gün tüm olumsuzlukları unutturabilecek nitelikteydi.

Tanyeri- Kutup çizgisi içinde kış mevsiminde bundan daha fazla güneş görülmüyor.
Tanyeri ağarırken havada asılı bulutlar turuncuya kesmişti. “Vanilla Sky” diyebileceğimiz bir sahneye karşı botumuzla yol alıyorduk. Fiyortların ucu buz kesmişti. Beyaz kuyruklu kartal botumuza eşlik etmekteydi. Kuzey denizi önceki günlere kıyasla durgundu, bota sadece küçük küçük, seyrek dalgalar vuruyordu. Sahnede tek eksik orcalardı. O arada gün ışıdı, tabi ışıdı derken kutup çizgisi içerisinde bir kış günü ne kadar ışıyabilirse o kadar. Manzaranın keyfine vardık, istikametimizi değiştirdik.

İlk atlamalarımız, hep aksiyon dibimde gerçekleşti. Sanırım bu açıdan şanslıydım. (Photo Credit: Andi)
Beklenen an gelip çattı, bir grup orca ile karşılaştık. Suya 3 atlama yaptık. O esnada Rudolph bana “Tüm günü burada yüzerek geçirebiliriz.” dedi ve o esnada kuşlar toplanmaya başladı.

Şuraya yine mutluluktan sarhoş bir Burcu çizelim (Photo Credit: @Caliph)
Su yüzeyinde asılı kaldığım o anda altımda binlerce ringa balığının toplanmaya başladığını fark ettim. Akabinde önce dipten gelen 10 yüz bin milyon baloncuk gördüm, sonrasında da bu baloncukları orcaların dipte dairesel hareketler ile balıkları toplamak için uyguladıklarını anladım. Sonra bir ses duydum ve orcaların bana göbekleri dönük şekilde kuyruk vurma (tail slap) hareketi yaptıklarına şahit oldum. Ve bu şekilde dağınık vaziyette yüzen binlerce ringa balığının gözümün önünde bir balık topu oluşturmasına hayranlıkla bakakaldım.
Orcalar balık topunun kenarından teker teker beslenmeye başladı. Balıkların baş ve kılçık kısımlarını bırakıyorlardı. Kuşlar da pike yapıp kalanları temizliyordu.
Ne olduysa o anda oldu, birden dipten bana doğru yaklaşan beyaz bir pektoral yüzgeç fark ettim. Daha da yaklaştıkça bunun kocaman bir kambur balinaya ait olduğunu gördüm. İşte ordaydı! Sadece 3 metre uzağımda! Balık topunun büyük bir kısmını kocaman ağzını açarak yedi. Bana yanaşmamaya gayret ederek uzaklaştı. Ben o sırada mutluluktan sarhoş olmuş, balinanın zarif hareketlerine dalmış ve kendimi kaybetmiştim. Güneş ile su içinde el ele tutuştuk. Bir ara ağlamaya yeltendi ama ben “Hayır şimdi zamanı değil, önce izle sonra ağla.” diye kafasını suya sokuyordum:) Akabinde aynı olay 5-6 kez yaşandı. Bir sahnede 2 balinanın yan yana balık topuna dalışına şahit oldum. Bir diğerinde, balina 1 metre yakınıma kadar geldi ve kuyruğu bana çarpmasın diye yön değiştirdi.

Balinanın önündekilerden biri ben

Bu da aslında gördüğümüz ama fotoğraflayamadığımız anlardan lunge feeding (Photo Credit: Julie & Rudolphe)
Kambur balinaların bu şekilde beslenmesine “lunge feeding” adı veriliyor ve tek seferde yutabildikleri balık sayısı bir hayli fazla. Başta bu avlanmanın orcalar ve kambur balinalar ile ortak bir çabayla yapıldığını düşünsem de marin biyoloğu Cherine bunun sadece ringa balıklarının çok olmasından kaynaklanan ve birbirine bulaşmadan devam eden bir avlanma olduğunu belirtti. Normalde memeli yiyen orca sürüleri arasında kambur balina yiyen gruplar da bulunuyor.

Hakai dergisinde yayınlanan bu görsel yapısal ve toplumsal farklılıkları çok güzel özetlemiş
Cherine akşam saatlerinde bize orcalar ile ilgili bir sunum yaptı. Bu sunum ile orcalara olan saygım daha da arttı. Dünya üzerinde farklı coğrafi koşullarda farklı şekilde beslenen ve avlanma tekniği geliştirmiş gruplar olduğunu öğrendim. Balık ile beslenen (resident) ve memeliler ile beslenenler (transient) şeklinde ayrılıyorlar. Hepsinin su altındaki yaşam süreci ve iletişim metotları ayrı. Norveç’te gördüğümüz orcalar balık ile beslenen gruptan. Her sene kış aylarında Norveç kuzeyinde ringa balıklarının bollaşması ile birlikte buraya geliyorlar. Bu türler matrikaryal bir toplum özelliği taşıyor. 3 jenerasyon bir arada geziyor. Grubun en tepesindeki ise hepsinin annesi/anneannesi bulunuyor. Kendi aralarında bir hayli konuşkan olan bu grup tam bir takım çalışması ile avlanıyor. Memeliler ile beslenen gruplar ise bu kadar kalabalık değil ve ancak av tamamlandıktan sonra kendi aralarında konuşuyor.

Photo Credit: Stephane Granzotto
Rüya gibi, Nat Geo belgeseli gibi bir gündü. Hayallerimin çok çok üstünde bir tecrübeydi. Tabi ki ben de Güneş gibi duygularıma hakim olmakta zorlandım. Geçen seneki gibi ağlamasam da, suda olduğum süre boyunca mutluluktan çığlık çığlığa bağırıyordum. Tüm video çekimlerinde çığlığım duyulabiliyor. Yaklaşık 2 saat 4 derecelik suda yüzdüm ve 1 saniye bile üşümedim. Benim gibi çocukluğunu Moby Dick çizgi filmi bekleyerek geçirmiş, balina hayranı bir insan için kelimenin tam anlamıyla muhteşemdi!
11– Unutmadan, paraya kıyıp da aldığım kameram ve housingimi de getirmiştim. Lakin feeding anında pillerim tükenmişti, 4 dereceye makine dayanmadı ve boşuna taşımış oldum,
12– Ertesi günü yine kar fırtınası vardı ve suya açılamadık.
13– Dönüş yolunda Skervøy – Tromsø feribotunda üşümeye başladım. Tromsø’daki hostelde ateşimin 38.5’a çıktığını fark ettim.
14- Tromsø uçağı Oslo’dan geç gelmesi ve de-icing işlemleri nedeniyle 1.5 saat rötar yedi. Oslo aktarmam riske girdi. Uçakta beni en öne aldılar ve ilk çıkan ben oldum. Pasaport kontroldeki polis beni yıprattı, yok parmak izi, yok vize okumuyor ifadeleri ile canımdan bezdim ve anonsları duyarken ağlamaya başladım. Sırtımda backpackim ve 38 derece ateşimle depar atarak “Gate Closing” aşamasında olan İstanbul uçağına yetiştim. Bu arada dönüş yolunda hiç bir uçakta çantamı aşağı vermem istenmedi.

“Gate Closing” yazısı ve 38 derece ateşle depar atıp göz yaşlarına hakim olamayan ben
15– Döner dönmez gecenin 3’üne kadar hastanede serum yedim ve domuz gribi olduğum ortaya çıktı.
16– Üstüne 20 gün geçtiği halde hastalığı atlatabilmiş değilim.
Doğruya doğru, seyahat zorluklarla doluydu. Ancak 2 Ocak günü gerçekten rüya gibiydi ve her olumsuzluğa değdi.
Norveç genel kış operasyonu ile zor bir ülke. Kutup çizgisini kış mevsiminde geçmek her baba yiğidin harcı değil. Ancak tüm zorluklara rağmen vadettiği güzellikler nedeniyle insan kendini gitmekten alıkoyamıyor.
Vahşi doğası, güzel fiyortları, beyaz kuyruklu kartalları, ringa balıkları, ren geyikleri, kuzey ışıkları, orcaları ve balinaları ile gerçekten benim için çok özel bir yere sahip.
Norveç’i seviyorum ve yine de İYİ Kİ diyorum.

Valhalla bizi çağırıyor
OKUMALIK DİNLEMELİK
https://www.goodreads.com/review/list/47599687-burcu-terzioglu?shelf=norve%C3%A7
KONU İLE ALAKALI GÜZEL LİNKLER
https://www.nationalgeographic.com/animals/mammals/facts/orca
https://www.livescience.com/27431-orcas-killer-whales.html
